• BIST 2.554,08
  • Altın 991.359
  • Dolar 16.8836
  • Euro 17.8211
  • İzmir 26 °C

Kahraman Cengiz yazıyor

Kahraman Cengiz yazıyor
Sevgili okuyucular, artık dünya küçülüyor demek yetmiyor. Dünyanın küçülmesine nasıl engel oluruz demek gerekir. Gazetedeki habere baktığımızda Küresel Eylem Grubu, dünya da son yıllarda artış gösteren küresel ısınma ve iklim değişikliğine dikkat çekmek a

Güneş, Rüzgar Bize Yeter
Bu başlık 5 Kasım 2006’da Cumhuriyet Gazetesinin arka sayfasında sür manşet verilen bir haberin başlığıdır. Haberde şöyle deniliyordu. 48 ülkede aynı anda yapılan eylemlerde “Kyoto Protokolü” imzasının çağrısında bulunuldu.
Sevgili okuyucular, artık dünya küçülüyor demek yetmiyor. Dünyanın küçülmesine nasıl engel oluruz demek gerekir. Gazetedeki habere baktığımızda Küresel Eylem Grubu, dünya da son yıllarda artış gösteren küresel ısınma ve iklim değişikliğine dikkat çekmek amacıyla Kadıköy’de “Küresel Isınmayı Durdurun” mitingi düzenlenmiş. Dünyada 48 ülke de aynı anda yapılan eylemde, Türkiye’nin bir an önce Kyoto Protokolü’nün imzalanması istenmiştir. Bu mitinge Greenpeace ve çok sayıda Sivil Toplum Örgütü katılmıştır.
Mitinge katılan örgütler, “ne kömür, ne petrol ne de nükleer. Güneş, rüzgar bize yeter” “Kyoto İmzala” “nükleer yasaya karşı yürüyorum”, yazılı pankartlar taşımışlar. “Kyoto imzalansın” “Küreselleşmeye hayır!” sloganları atmışlar.
Eyleme “Açık Radyo”’dan yangın tüpü ile katılan Ömer Madra’ ya, polis bu tüpü ne amaçla taşıdığını sorduğunda, Ömer Madra’nın verdiği cevap çok ilginç olmuş: “Küresel yangın var. Onu söndürmek için aldım. Belki küçük bir tüple bu yangın sönmez ama birlikte olduğumuz zaman belki sesimizi duyururuz. Yapılacak tek şey devletleri müdahaleye zorlamaktır.” Demiş.
Dünyanın on yıllık ömrü kaldığını hatırlatan Madra, “ dünya on sene sonra başka bir gezegene dönüşecek. Denizler yükselecek, kıtalar su altında kalacak” demiş. Bir de; Harran örneği vermiş. Türkiye’nin mutlaka sera gazlarının etkisini azaltılmasını öngören Kyoto Sözleşmesini imzalaması gerektiğini vurgulayan Madra, “sigara içen ve kanser olan birine, sen sigaradan kanser oldun diyemeyiz.” Aynı şekilde son günlerde ülkemizde ve dünyanın çeşitli yerlerinde meydana gelen felaketlere de küresel ısınma diyemeyiz. Ancak bunların hepsi sebep-sonuç ilişkisi içinde oluyor. Hepsi birbirini tetikliyor. Kuraklığı ile bilinen Harran’da 75 yıl sonra sel felaketi yaşandığını belirtiyor. 
Sera gazlarının etkisinin azaltılmasını öngören Kyoto Protokol’ünü dünyada 140 ülke imzalamış, dünyayı en çok kirleten ABD ve Avustralya imzalamamış. Bunlarla birlikte Kyoto Protokol’ünü imzalamayan 8-10 ülkenin yanında Türkiye de var.
Kyoto Protokol’ünün amacı, dünyada iklim değişikliklerine neden olan etkileri azaltmak ve zaman içinde tamamen yok etmektir. Türkiye de küresel ısınmaya katkıda bulunan bölgelerimizin başında Marmara ve Ege Bölgeleri olsa gerek. Biz Aliağa’da yaşadığımız için, Aliağa’da yaşanan kirliliğin de farkında olmamız nedeniyle dünyanın nasıl kirlendiğini tahmin edebiliyoruz. Bu nedenle Kyoto Protokol’ünün hemen imzalanmasını istiyoruz. Dünyanın kirlenmesini biz daha sıcak yaşıyoruz. Aliağa Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi ve Üniversitelerin Aliağa’da yaptıkları ölçümlerin sonuçlarını henüz bilmiyoruz. Ölçümler sonuçlandığında elbette kamuoyuna bilgi verilecektir. Ama ölçümler yapılıyor olması yetmiyor. Bu aşamada kirliliği önleyici tedbirlerin de alınması gerekir. Halkımızın bu konuda bilgilendirilmesi gerekir. Bilgi cehaleti yendiği için kirliliği de yener diye düşünüyorum.
Aliağa hızlı bir şekilde kirleniyor. Ben para kazanmanın bir hak olduğunu düşünüyorum. Ama birileri para kazanırken birileri kanser oluyorsa bu iş hak olmaktan çıkıyor. Ben bu konuda kişileri ve kurumları da sorumlu tutmuyorum. Sorumluluk başka yerde aranmalı. Dünya cenneti Gökova’yı adım adım yok eden termik santralının oraya kurulmasına karar veren sistemi sorgulamak gerek. Biz Aliağa’da yaşayanların bile Aliağa’nın kirliliğine en çok katkısı olan kuruluşu yıllar sonra öğrendik.
Kış mevsiminin gelmesi ile birlikte Aliağa daha hızlı kirleniyor. Sanayi kirliliğine ısınma amacı ile yakılan fosillerden çıkan duman da eklenince yaşam çok zor bir hale geliyor. Sn Enerji Bakanı, Aliağa’da güzel bir açıklamada bulunmuştu. Bu açıklamanın ardından olması gereken; merkezi idare ve yerel yönetimin hemen devreye girip yer altında bulunan ateşi, yer üstüne çıkarmaktı! Bu ateşi evlere götürmekti. Maalesef Türk siyaseti eylem ve söylemini destekleme evresine ulaşamamıştır.
Kültür merkezinde yapılan bir toplantıda Sn Belediye Başkanı şöyle dedi; “Aliağa’ya doğalgaz gelmesini ben istemedim. Bu karar Büyükşehir Belediyesinin kararıdır.” Sn Başkan jeotermalle de Aliağa’nın ısıtılacağını söylemiyor! O zaman bize de şunu demek düşüyor. İyi ki Büyükşehir Belediyesi doğalgazın Aliağa’ya getirilmesine karar vermiş, bizlere büyük iyilik yapmıştır. Doğalgaz dünyayı katı yakıttan daha az kirlettiği için belediye doğalgazın kullanılması konusunda vatandaşa yardımcı olmalıdır.

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2004 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0533 557 8894